Gazze’de kıtlık felaket boyutuna ulaştı! Siyonist İsrail’e tam ambargo, hemen şimdi!

Gayrimeşru işgal devleti İsrail’in Gazze’ye uyguladığı soykırım neredeyse iki yılını devirmek üzere. Toplu katliamlardan hastaneleri bombalanmaya, sivilleri yaşlı çocuk ayrımı güdülmeksizin katletmeye kadar İsrail her türlü alçaklığı yaptı bu süreçte. Soykırımcıların kendi iç istihbarat verileri, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin yüzde 83’ünün sivil olduğunu ortaya koyuyor. Şimdi tüm dünyanın gözleri önünde soykırımın yeni bir aşamasının uygulandığını görüyoruz. Filistin halkı bu kez bombaların, kurşunların yanı sıra açlıkla katlediliyor.

Gazze’de kıtlık bir anda ortaya çıkmadı. Siyonistler yarım milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’nin bu duruma düşmesi için planlı bir şekilde hareket ettiler. İsrail silahla teslim alamadığı Gazzelilerin dış dünya ile bağlantısını adım adım kesti, balıkçı teknelerini bilerek hedef aldı, dünyanın dört bir yanından gelen yardımların Gazze’ye ulaşmasını engelledi. Bugün Birleşmiş Milletlerin desteklediği Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) bile Gazze’de kıtlığın felaket seviyesi olarak bilinen 5. seviyede olduğunu bildiriyor. Açlıktan hayatını kaybedenlerin sayısı 300’e dayandı!

7 Ekim Aksa Tufanı ile başlayan süreçte Gazze’de soykırım yaptığı için kendisine dünyanın dört bir yanından yağan tepkilerin karşısında kamuoyunu kendisini silahlı militanlara karşı koruduğuna ikna etmek için çabalayan İsrail, bugün un gibi temel gıda maddelerine ulaşmaya çalışan insanları üzerlerine kurşunlar yağdırarak öldürüyor. Filistinliler çocuklarına, ailelerine ekmek bulmak için dışarı çıktıklarında Siyonistlerin silahlarıyla can veriyor. Gazze’ye en temel gıda maddeleri bile ulaşmıyor, çünkü Siyonistler yardım taşıyanları da engelliyor. Filistin dostları Gazze’ye gıda yardımı bile doğru düzgün ulaştıramazken, Siyonist İsrail ile ticaret dünya çapında sürüyor. Filistinlileri öldürmek için kullanılan mühimmat, silah, askeri tipte çelik gemilerle hâlâ taşınabiliyor. Bu konuda sicili en kötü ülkelerden birisi de biziz.

Filistin için İsrail’e tam ambargo talebi dünya çapında belli kazanımlar elde ediyor; liman işçileri Avrupa’da İsrail’e silah taşıyan gemileri engelliyor, kitlesel eylemler şirketleri İsrail ile ticareti kesmeye zorluyor.

Tüm emekçi halkımızı elini taşın altına koymaya çağırıyoruz. İstibdad rejiminin hamaseti bırakıp ticareti kesmesi için elimizden geleni yapalım. Filistin halkını Gazze’de açlıkla kırmaya çalışan Siyonist İsrail’le ticaretin kesilmesi, askeri, diplomatik, akademik, ekonomik her alanda İsrail’e tam ambargo uygulanması için mücadele edelim!

Soykırım Tüccarları İstanbul’da Ağırlanıyor

IDEF 2025 kapsamında soykırımcı İsrail ordusuna uçak, mühimmat ve teknoloji sağlayan şirketler İstanbul’da ağırlanacak! 

IDEF 2025 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı T.C. Millî Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, Savunma Sanayii Başkanlığı desteği ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı sorumluluğunda 22-27 Temmuz 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (Eski Atatürk Havaalanı) yapılacak.

Soykırımcı İsrail ordusuna silah, mühimmat ve teknoloji sağlayan LOCKHEED MARTİN, BAE SYSTEMS, LEONARDO, THYNSSENKRUPP MARINE SYSTEMS, GE AEROSPACE, ROLLS-ROYCE POWER SYSTEMS, HONEYWALL, HP ve TELEDYNE FLIR IDEF 2025’te yer alacak.

Filistin Eylem Komitesi, Filistin’deki soykırıma silah, mühimmat ve teknoloji temin eden şirketlerin yer aldığı IDEF 2025’in açılış törenini protesto etmek üzere 22 Temmuz Salı günü saat 13.00 da Eski (Atatürk) Havaalanı önünde eylem çağrısında bulundu.

Gazze Ambargosunu Kırmak İçin Karadan ve Denizden Mücadele Sürüyor

Siyonist İsrail’in, Gazzeli masumları çoluk çocuk demeden açlıktan kırmak için sürdürdüğü ablukaya karşı açıktan veya zımnen Siyonizmin işbirlikçiliğini yapan güçler somut bir adım atmıyor. Fakat, farklı din, dil ve milletten yiğit Filistin dostları, Mavi Marmara’dan sonra bir dizi başka kahramanca eylemle, özgürlük filosu girişimlerinin parçası olarak ve olanca güçleriyle Gazze’ye uygulanan insanlık dışı ambargoyu kırmaya çalışıyor.

Bunun en son örneği, 1 Haziran’da İtalya’nın Catania şehrinden yola çıkan Madleen gemisi. Gemide, uluslararası tanınırlığını, diplomatik dokunulmazlığını ya da en basitinden canını Gazze’nin aç yavrularına siper etme arzusuyla yola çıkmış, Türkiye, Brezilya, İspanya, Fransa, Almanya, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerin vatandaşları bulunuyordu. Çevre hareketi içerisinde dünyaca bir üne kavuştuktan sonra, Filistin’e desteği sebebiyle emperyalist basının unutulmaya terk etmeye çalıştığı Greta Thunberg, Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin Avrupa Parlamentosu vekili olan Rima Hassan gibi isimler, bu cesur girişimde yer alanlar arasında. Dahası, çeşitli Avrupa ülkelerinden 200 kadar vekil bir açık mektup yayınlayarak geminin yoluna devam etmesine engel olunmamasını ve gemide bulunanların can güvenliğinin garanti edilmesini talep etmişti.

Siyonist İsrail ise, dünya emperyalizminin aktif desteği ve bölgedeki işbirlikçi iktidarların mücrim suskunluğundan da destek alarak, geminin geçişine engel olacağını açıklamıştı. Nitekim bu girişimin ilk aşamasında, özgürlük filosunun bir gemisine 2 Mayıs’ta Malta açıklarında Siyonist İsrail dronlarla saldırı düzenlemişti. Siyonistler, 8 Haziran’ı 9 Haziran’a bağlayan gece de Madleen gemisine saldırarak hem gemiyi hem de gemideki Filistin dostlarını kanunsuz biçimde alıkoydu.

Tüm Filistin dostlarının kalbi, Siyonist terör tehdidine rağmen cesurca bu girişimde yer alan ve şu anda gözaltında bulunan Madleenciler ile atıyor. Dahası, Madleen’in ardından yeni girişimler de ardı ardına başlıyor. Bunların en önemlilerinden biri olarak; başta Tunus olmak üzere Kuzey Afrika’da kara yoluyla hareket eden binlerce kişi, Mısır üzerinden Gazze’ye yönelik ambargoyu karadan delmeye çalışacak. Bu yiğit mücadeleyi selamlıyoruz. Türkiye dahil olmak üzere, bölgedeki tüm iktidarlar sessizliklerine derhal son vermeli ve diplomasiden askerî güce kadar her türlü araç ile özgürlük filolarının Siyonist teröre karşı güvence altına alınmasını sağlamalıdır.

Beyaz bayrak taşıyan Filistinlilerin öldürülmesini emreden İsrailli subay orduda terfi ettirildi

Geçtiğimiz Çarşamba günü Haaretz gazetesinde yayımlanan bir habere göre, Gazze’de beyaz bayrak taşıyan iki Filistinlinin vurulması emrini verdiği için hakkında soruşturma açılması beklenen bir İsrail subayı, orduda tabur komutanlığına terfi ettirildi. Gazetenin haberine göre, vur emri Filistinlilerin Nuseyrat yakınlarındaki Gazze vadisinden kuzeye, Gazze Şehri’ne doğru Netzarim koridorunu geçmeye çalıştıkları sırada verildi.

Haberde, bölgeye gönderilen bir İsrail İHA’sının, beyaz bayrak taşıyan ve ellerini başlarının üzerinde sallayan Filistinlileri tespit ettiği belirtildi. Komuta kontrol merkezinde bulunan ve telsiz konuşmalarına kulak misafiri olan iki İsrail askeri, o sırada tabur komutan yardımcısı olan subayın bu iki Filistinliye yönelik “vur emri” verdiğini gazeteye aktardı.

Habere göre, olaya tanıklık eden bir başka subay da telsizden karşı bir emir verdi. O sırada tabur komutan yardımcısı olan subay ise, “Beyaz bayrağın ne olduğunu bilmiyorum. Öldür emri veriyorum.” diye yanıt verdiği belirtildi. Haaretz, daha sonra subayın “Yerine getirildi mi?” yani “Filistinliler vuruldu mu?” diye sorduğunu da aktardı.

Karşı emri veren subay, iki Filistinlinin beyaz bayrak taşıdığını tekrar etmesine rağmen, tabur komutan yardımcısı yeniden İHA ile vurulmalarını istedi. Ancak bu emir yerine getirilmedi. Habere göre İsrail ordusu, bugüne kadar “olayla ilgili bir soruşturma açılıp açılmayacağına karar vermedi” ve subay da henüz ifadeye çağrılmadı. Yedek subay olarak görev yapan bu asker, şu anda İsrail’in Gazze’de devam eden soykırımında bir piyade taburuna komuta edecek. Beyaz bayrak taşıyan Filistinlileri acımasızca katletme emri veren bir subayın, soykırımcı Siyonist ordu içinde el üstünde tutulması bir tesadüf değil, bilakis Siyonist İsrail’in soykırımcı doğasının tipik bir örneği.

Türkiye 2024 yılında israil’e en çok mal satan 5. ülke oldu. Bunların içinde silah, mühimmat ve patlayıcı da var

Birleşmiş Milletler COMTRADE uluslararası ticaret veri tabanına göre, İsrail’in Türkiye’den İthalatı 2024 yılında 2,87 milyar ABD doları oldu. İsrail’in Türkiye’den İthalatını gösteren veri, tarihsel grafik ve istatistikler en son Mayıs 2025’te güncellendi. (Kaynak: UN Comtrade Database, 21 Mayıs,2025)

Birleşmiş Milletler COMTRADE uluslararası ticaret veri tabanını kullanan tradingeconomics.com sitesine göre Türkiye’nin İsrail’e sattığı mallar içinde 584 bin dolarlık silah/mühimmat ve 384 bin dolar tutarında patlayıcı da var. (Kaynak: https://tradingeconomics.com/israel/imports/turkey )

İşte Türkiye’nin 2024 yılında İsrail’e sattığı mallar:

İsrail’in 2024 yılında Türkiye’den ithal ettiği ürünlerin listesiDeğer
Çeşitli tekerlekli ve paletli araçlar (demiryolu araçları ve tramvay hariç)318,29 milyon dolar
Elektrikli, elektronik ekipmanlar225 milyon dolar
Demir ve çelik210,77 milyon dolar
Plastikler206,87 milyon dolar
İnciler, değerli taşlar, metaller, madeni paralar162,23 milyon dolar
Makineler, nükleer reaktör parçaları, kazanlar154,89 milyon dolar
Örülmemiş veya tığ işi olmayan giyim eşyaları116,34 milyon dolar
Taş, sıva, çimento, asbest, mika veya benzeri malzemeler104,85 milyon dolar
Örme veya tığ işi giyim eşyaları97,79 milyon dolar
Tuz, kükürt, toprak, alçı, kireç93,71 milyon dolar
Kağıt ve mukavva88,96 milyon dolar
Cam ve cam eşya88,07 milyon dolar
Demir veya çelikten yapılmış eşyalar85,08 milyon dolar
Mobilya, aydınlatma tabelaları, prefabrik yapılar76,91 milyon dolar
Hayvansal ve bitkisel yağlar74,96 milyon dolar
Bakır63,64 milyon dolar
Tütün ve tütün mamülleri60,15 milyon dolar
Mineral yakıtlar, yağlar, damıtma ürünleri55,20 milyon dolar
Alüminyum53,20 milyon dolar
Sabunlar, yağlayıcılar, mumlar49,35 milyon dolar
Seramik ürünleri34,46 milyon dolar
Diğer dokuma ürünleri, konfeksiyon ürünleri31,85 milyon dolar
Tahıl, un, nişasta ve süt ürünleri29,21 milyon dolar
Çeşitli imalat ürünleri27,93 milyon dolar
Sebze, meyve, kuruyemiş gıda preparatları22,36 milyon dolar
Kuru meyveler, turunçgillerin kabukları20,58 milyon dolar
Esansiyel yağlar, parfümler, kozmetikler, tuvalet malzemeleri18,90 milyon dolar
Çeşitli yenilebilir preparatlar18,79 milyon dolar
Ahşap, ahşap eşyalar ve odun kömürü18,03 milyon dolar
Balık ve diğer deniz ürünleri17,32 milyon dolar
Kauçuklar17,31 milyon dolar
Örme veya tığ işi kumaşlar14,92 milyon dolar
Pamuk, keçe, dokusuz kumaşlar, iplikler, sicim, halat14,42 milyon dolar
İnorganik kimyasallar, değerli metal bileşiği, izotop14,41 milyon dolar
Yenilebilir sebzeler ve bazı kök ve yumrular14,34 milyon dolar
İçecekler, içkiler ve sirke12,37 milyon dolar
Çeşitli kimyasal ürünler10,53 milyon dolar
Tabaklama, boyama özleri, tanenler, türevleri, pigmentler9,50 milyon dolar
Şekerler ve şekerlemeler9,34 milyon dolar
Yapay filamentler7,87 milyon dolar
Çeşitli temel metal ürünleri7,74 milyon dolar
Ayakkabı, tozluk ve benzeri şeyler,7,43 milyon dolar
Gıda sanayi artıkları, hayvan yemleri7,28 milyon dolar
Halılar ve diğer tekstil zemin kaplamaları6,65 milyon dolar
Yağlı tohum, yağlı meyveler, tahıl, tohum, meyveler6,40 milyon dolar
Optik, fotoğraf, teknik, tıbbi cihazlar6,38 milyon dolar
Pamuk5,81 milyon dolar
Gemiler, tekneler ve diğer yüzen yapılar5,74 milyon dolar
İlaç ürünleri5,40 milyon dolar
Kakao ve kakao preparatları4,74 milyon dolar
Yumurta, bal4,70 milyon dolar
Organik kimyasallar4,68 milyon dolar
Cevher cürufu ve külü4,19 milyon dolar
Et, balık ve çeşitli deniz ürünleri3,82 milyon dolar
Hububat3,78 milyon dolar
Değirmencilik ürünleri, malt, nişastalar, inlin, buğday glüteni3,23 milyon dolar
Oyuncaklar, oyunlar, spor malzemeleri3,10 milyon dolar
Kuş derisi, tüyler, yapay çiçekler, insan saçı3,08 milyon dolar
Yapay elyaflar2,54 milyon dolar
Türüne göre belirtilmeyen mallar2,41 milyon dolar
Gübreler2,03 milyon dolar
Özel dokunmuş veya püsküllü kumaş, dantel, goblen1,89 milyon dolar
Albüminoidler, modifiye nişastalar, yapıştırıcılar, enzimler1,86 milyon dolar
Basılı kitaplar, gazeteler, resimler1,69 milyon dolar
Emprenye edilmiş, kaplanmış veya lamine edilmiş tekstil kumaşı1,59 milyon dolar
Ham deriler ve postlar (kürkler hariç) ve deriler1,46 milyon dolar
Deri eşyalar, hayvan bağırsakları, koşum takımı, seyahat eşyaları1,46 milyon dolar
Adi metalden yapılmış aletler, gereçler, çatal-bıçak takımı1,36 milyon dolar
Demiryolu, tramvay lokomotifleri, demiryolu araçları, ekipman1,03 milyon dolar
Yün, hayvan kılı, at kılı ipliği ve kumaş874 bin dolar
Silahlar ve mühimmat, parçalar ve aksesuarlar584 bin dolar
Kahve, çay, mate ve baharatlar538 bin dolar
Saatler ve kol saatleri504 bin dolar
Patlayıcılar, piroteknikler, kibritler, piroforikler383 bin dolar
Başlık ve343 bin dolar
Yol gösterme araçları199 bin dolar
Lak, zamklar, reçineler138 bin dolar
Müzik aletleri, parçaları ve aksesuarları128 bin dolar
Sanat eserleri, koleksiyon parçaları ve antikalar46 bin dolar
Nikel40 bin dolar
Başka yerde belirtilmeyen bitkisel tekstil lifleri, kağıt ipliği, dokunmuş kumaş38 bin dolar
Bitkisel örgü malzemeleri, bitkisel ürünler24 bin dolar
Mantar ve mantardan yapılmış eşyalar21 bin dolar
Kürk ve suni kürk, imalatçıları14 bin dolar
Kalay14 bin dolar
Uçak, uzay aracı7 bin dolar
Çinko632 bin dolar
Hayvansal kökenli ürünler385 bin dolar
Örgü malzemesi, hasır işi üreticileri52 bin dolar
Canlı ağaçlar, bitkiler, soğanlar, kökler, kesme çiçekler37 bin dolar
Canlı hayvanlar25 bin dolar
Fotoğrafik veya sinematografik ürünler16 bin dolar
İpek5 bin dolar

Türkiye İsrail’e en çok mal satan 5. ülke konumunda. İsrail’e en çok mal satan ilk 15 ülke şu şekilde sıralanıyor:

İsrail’e En Çok Mal Satan ÜlkelerMiktar
Çin 19.10 Milyar dolar
ABD   9.44 Milyar dolar
Almanya   5.62 Milyar dolar
İtalya   3.63 Milyar dolar
Türkiye   2.87 Milyar dolar
Rusya   2.37 Milyar dolar
Fransa   2.21 Milyar dolar
G. Kore   2.15 Milyar dolar
Hindistan   2.08 Milyar dolar
İspanya   2.07 Milyar dolar
İngiltere   1.97 Milyar dolar
Japonya   1.94 Milyar dolar
Hollanda   1.53 Milyar dolar
Vietnam   1.45 Milyar dolar
İsviçre   1.36 Milyar dolar

.

Çağdaş Hukukçular Derneği’nden Nakba’nın 77. Yıldönümünde İstanbul Adliyesi önünde anlamlı çağrı: “Siyonist soykırımcılar ve suç ortakları yargılansın!”

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi Siyonist soykırım suçluları ve işbirlikçileri hakkında yargılanma, ülkeye sokulmama, tutuklama ve yakalama kararı çıkartılması doğrultusunda yaptıkları başvuru ve suç duyurularını tekrarladı. Soykırımın sürdüğünü, Türkiye limanlarının ve sermayenin halen İsrail’e kanlı ticarete aracılık ettiğini vurgulayan ÇHD Siyonizme ve emperyalizme karşı hem hukuki hem de fiili mücadeleye devam edeceklerini vurguladı. Emperyalizme ve Siyonizme karşı Filistin Dostları olarak bizler de bu doğru ve anlamlı açıklamada ÇHD’nin yanındaydık.

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi’nin Nakba’nın 77. Yıldönümünde İstanbul Adliyesi önünde yaptığı basın açıklaması aşağıda:

NAKBA’NIN 77. YILINDA FİLİSTİN HALKININ YANINDAYIZ: SİYONİST SOYKIRIMCILAR VE SUÇ ORTAKLARI YARGILANSIN!

Bugün Nakba’nın 77. yıldönümü. Filistin halkı 15 Mayıs 1948’de yüz binlerce Filistinlinin zorla yerinden edildiği bu tarihi Büyük Felaket olarak anıyor. Yıllardır topraklarına geri dönüş mücadelesini sürdüren Filistin halkı Nakba’nın 77. yılını işgale ve soykırıma direnerek karşıladı. 7 Ekim 2023’ten bugüne tüm dünyanın gözü önünde soykırım, insanlığa karşı suçlar ve sayısız savaş suçu işlendi. Siyonist işgal rejiminin 19 ayı aşkın süredir devam eden soykırım saldırıları sonucunda en az 50 bin Filistinli katledilmiş ve 113 bin Filistinli yaralanmıştır. Filistin’de evler, hastaneler, okullar, fırınlar, altyapı sistemleri ve yaşam alanları kasten bombalanmıştır. İnsani yardım transferi durdurularak en temel gıda maddelerine, temiz suya, ilaca, tıbbi malzemelere, yakıta, elektriğe erişimi engellenen 2 milyondan fazla insan göçe zorlanmaktadır. Lübnan, Yemen ve Suriye’yi hedef alan saldırılarla Siyonist işgal tüm bölgeye yayılmış ve her geçen gün başka bir katliam gerçekleştirilerek milyonlarca insanın yaşamı doğrudan etkilenmiştir.

Filistin halkı yüz yılı aşkın süredir yerleşimci sömürgeciliğe, işgale, sürgüne, etnik temizlik ve apartheida karşı direnirken; başta ABD olmak üzere emperyalist müttefikleri ve suç ortaklarının askeri, ticari, diplomatik desteğini alan İsrail hiçbir somut yaptırım uygulanmadan soykırım saldırılarını sürdürmektedir. Filistin’de sağlık sistemi başta olmak üzere tüm sosyal ve fiziksel altyapı sistemi çökmüş olup binlerce Filistinli açlıktan, susuzluktan ya da hiçbir temel ihtiyacın karşılanamadığı koşullarda hızla yayılıp tedavi edilemeyen salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Saldırılar yalnızca hastanelerle sınırlı kalmamış, ilkyardım için yönlendirilen ambulanslar dahi saldırıların hedefi olmuştur. Yaralanan, tedavi gerektirir ağır hastalıkları olan binlerce kişi sağlık hakkına erişememiştir. Yargı kararı olmaksızın idari gözetime alınan binlerce kişi işkenceyle katledilmiş ya da zorla kaybedilmiştir. Toplu katliamlar gerçekleştirilmiş, hiçbir güvenli bölge bırakılmamış ve binlerce Filistinli topraklarından sürülerek yerinden edilmiştir.

Filistinliler kontrol noktaları başta olmak üzere her yerde işgalciler tarafından işkenceye, onur kırıcı kötü muameleye, çıplak aramaya maruz bırakılmıştır. Kadınlar cinsel saldırı, cinsel taciz, toplu tecavüz boyutlarıyla katmanlı bir cinsel işkencenin hedefi olmuştur. İşgal ordusu askerleri yerinden edilen Filistinli kadınların evlerini işgal edip yatak odalarına girerek iç çamaşırlarını üniformalarının üzerine giyip fotoğraf çektirmektedir. Yargı kararı olmaksızın idari gözetime alınan binlerce kişi işgal güçleri tarafından katledilmiş ya da zorla kaybedilmiştir.

Bu süreçte Filistin Barosu bombalanmış, avukatlar, gazeteciler, hekimler ve sağlık çalışanları görevlerini icra etmeleri ve soykırım suçunu tüm dünyaya ilan etmeleri nedeniyle doğrudan hedef alınarak katledilmiştir. Gelinen aşamada işgalci İsrail’in “Filistin halkının tamamen yok edilmesini” hedeflediğini gösterir nitelikteki saldırılar dikkate alındığında yalnızca etnik temizlik, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla sınırlı kalmayıp doğrudan “soykırım” suçunu işlediği sabittir. Ulusal ve uluslararası mevzuat uyarınca yukarıda sayılan savaş suçlarını, insanlığa karşı suçları ve soykırım suçunu işleyenlerin evrensel yargı yetkisi kapsamında yargılanması mümkün olup derneğimizce suç duyurusunda bulunulmuştur.

Emperyalizm ve Siyonizm suç ortaklığıyla soykırım saldırıları sürerken 4 Şubat 2025’te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile düzenlediği basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump Gazze’deki soykırımın ardından hayatta kalan Filistinlilerin zorla komşu ülkelere gönderilmesi ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşa edilmesini öngören bir plan açıklamıştır. Sivil nüfusu zorla göç ettirme ya da toplu katliam yoluyla homojen bir coğrafi bölge oluşturmaya yönelik eylemler etnik temizlik suçunu oluşturmaktadır. Siyasal iktidarın güdümündeki yandaş medyada bugün “hicret” methiyeleri dizilmektedir. Dün Gazze için timsah gözyaşları dökenler bugün hicret söylemiyle işgalcilerin etnik temizlik planına meşruiyet zemini kurmaktadır.

Gazze’de soykırım saldırıları kesintisiz sürerken Türkiye’de siyasal iktidar işlevsiz hamaset söylemlerine devam etmek dışında hiçbir somut adım atmamış ve işgal devletiyle askeri, siyasi, ticari, akademik, kültürel ilişkiler kesilmemiştir. Filistinle dayanışma eylemlerinde bu durumu teşhir eden eylemciler hedef gösterilerek gözaltına alınmıştır. İstanbul’da gerçekleşen SahaExpo isimli savunma ve havacılık fuarında işgal devletinin suç ortağı ve en büyük silah tedarikçisi BAE Systems’in silahları sergilenmiştir. İşgal ordusuna silah, askeri mühimmat ve her tür lojistik desteği sağlayan gemiler hiçbir engellemeyle karşılaşmadan Türkiye limanlarında gezmektedir. İzmir Limanı’na yanaşan USS Wasp isimli Amerikan hücum gemisinin, Bandırma Limanına yanaşan Nordic gemisinin, Haydarpaşa Limanı’na demirleyen Kathrin gemisinin ve Türkiye Limanlarına yanaşan ZIM ve MAERSK gemilerinin geçiş izinleri Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı tarafından onaylanmıştır. Soykırımı önleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen tüm kamu görevlileri ve sevkiyatı sürdüren Türkiye sermayesi suç ortaklığı nedeniyle yargılanmalıdır.

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi olarak Siyonizme ve emperyalizme karşı onurlu mücadelesini sürdüren Filistin halkını selamlıyor, dayanışma içinde olmaya devam edeceğimizi, Siyonist soykırımcılara ve suç ortaklarına karşı hukuki ve fiili mücadeleyi sürdüreceğimizi bugün bir kez daha ilan ediyoruz.

Soykırımcı İsrail’e tam ambargo uygulanmalı ve askeri, siyasi, ticari, akademik, kültürel tüm ilişkiler kesilmelidir. Siyonist işgal rejimini devlet olarak tanıma kararı geri alınmalı ve Türkiye – İsrail arasında kurulan tüm sözleşmeler feshedilmelidir!

Benjamin Netenyahu başta olmak üzere soykırımcı İsrail’in tüm savaş kabinesi üyeleri, emperyalist müttefikleri ve işgal ordusu askerleri hakkında soruşturma başlatılarak soykırım suçluları ve suç ortakları yargılanmalı; uluslararası yakalama ve tutuklama kararları çıkarılmalıdır!

Soykırımı durdurmak için somut yaptırım uygulanarak havadan, karadan ve denizden İsrail’e giden sevkiyat engellenmelidir. Petrol ve enerji transferi durdurulmalıdır. Türkiye limanları ve karasuları İsrail’e silah, askeri mühimmat ve her tür lojistik desteği sağlayan gemilere kapatılmalıdır!

Türkiye’nin yetki sahasında soykırıma giden sevkiyatı engellemeyen, yükümlülüklerini yerine getirmeyen kamu görevlileri ve işgal rejimine mühimmat, demir çelik, çimento, petrol, jet yakıtı ve lojistik sevkiyatını sürdürerek soykırımda suç ortağı olan Türkiye sermayesi yargılanmalıdır!

Nehirden denize özgür Filistin!

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi

Siyonist Korsanlık Devam Ediyor: İsrail Gazze’ye Yardım Taşıyan Gemiyi Malta Açıklarında Vurdu

İsrail’in Gazze’de katliamları sürerken, 18 yıldır uygulanan ablukayı delmek için Tunus’tan yola çıkan Özgürlük Filosu Koalisyonu’na ait ‘Vicdan’ gemisi, Malta açıklarında, İsrail’e ait olduğu düşünülen iki dron tarafından vuruldu. 6’sı Türk 30 aktivistin bulunduğu gemide saldırı sonrası ölen ve yaralanan olmazken, saldırının olağan şüphelisi İsrail ise henüz bir açıklama yapmadı.

İsrail’in saldırıları altındaki Gazze’ye yardım götürmek için Tunus’tan yola çıkan Özgürlük Filosu Koalisyonu’na (FFC) ait Palau bandıralı The Conscience (Vicdan) yardım gemisi Malta açıklarında İsrail’e ait olduğu düşünülen iki dron tarafından vurularak durduruldu. Önceki gece yarısı 00.23 sularında Malta’nın karasularının hemen dışında, kıyıya 24 kilometre mesafede gerçekleşen saldırı ile geminin elektrik sistemi ve jeneratörünün bulunduğu ön kısım zarar gördü. Bombaların düştüğü alanda büyük bir delik açılırken gemide hem yangın çıktı hem de batma tehlikesi yaşandı. Saldırı sırasında gemide aralarında Türkiye’nin de olduğu farklı ülkelerden 30 aktivistin bulunduğu belirtildi.

Filistin Dostları Fas’ta Ayakta

İsrail’e F-35 savaş uçağı parçaları taşıdığı düşünülen MAERSK konteyner taşımacılık şirketinin NEXOE MAERSK isimli gemisinin Kasablanka limana yanaşması yapılan protesto gösterileri ile engellendi.

Kazablanka’da liman önünde toplanan Filistin dostları, limanların ve Fas karasularının Siyonist İsrail ile bağlantılı gemilere kapatılması talebiyle eylem gerçekleştirdi. Liman işçilerinin yoğun katılım gösterdiği protestolarda polisin abluka girişimlerine karşı kitle tren istasyonu girişini işgal ederek “Halk Geminin Defolmasını İstiyor” sloganıyla Maersk Nexeo’yu protesto etti.

Eş zamanlı olarak liman içinde toplanan işçiler ise liman yönetimini protesto etti. Protestoların ardından Maersk Nexoe isimli geminin limana giremeyerek, liman dışında beklemeye başladı.

İlk olarak Houston’da ABD bayraklı Maersk Detroit gemisine yüklendiği bildirilen parçaların, İsrail Hava Kuvvetleri’nin Gazze’ye yönelik harekâtı için kritik bir yer olan güney İsrail’deki Nevatim Hava Üssü’ne doğru yola çıktığı biliniyor.

Detroit’in 22 Nisan’da Tanca’ya yanaşması ve kargoyu Hayfa’ya gönderilmek üzere Nexoe’ye boşaltması planlanıyordu.

İsrail 15 Filistinli Sağlık Görevlisini Katletti! Yalan Söyledi, Yakalandı!

23 Mart 2025 günü Gazze’nin Refah kendinde 15 Filistinli sağlık görevlisi yoldan çıkan bir araca müdahale etmek isterken İsrail tarafından katledilmiş, Siyonist ordu bir açıklama yaparak içlerinde Hamaslıların olduğunu, araçlarda işaret olmadığını, farlarının kapalı olduğunu ve araçların kuşkulu olduğunu iddia ederek kendisini savunmuştu. Oysa katledilen görevlilerden Rıfat Rıdvan’ın telefonundan kurtarılan video, İsrail ordusunun açıkça yalan söylediğini ortaya koydu.

Rıdvan’ın telefonundan çıkan 7 dakikalık video, hareket halindeki bir kurtarma aracından olay yerine varırken çekilmiş. Önünde giden araçlar açıkça dışarıdan itfaiye ve ambulans olduğu belli araçlar ve tamamının hem farları hem de acil durum ışıkları açık vaziyette. Araç yoldan çıkan başka bir aracın yanında duruyor. İki adam duran aracı incelemek için dışarı çıkıyor ve ardından ekran kararmadan önce silah sesleri duyuluyor. Son duyulan sözcükler ise, Filistinli görevlinin son nefesini verirken kelime-i şehadet getirmesi. Hayatta kalabilecek olanlar da videonun sonlarından anlaşıldığı kadarıyla yakın mesafeden vurularak infaz ediliyor. Ardından tamamı toplu bir mezara gömülüyor İsrail askerlerince.

Video 6 Nisan 2025 günü ortaya çıktığında bir kez daha tüm dünyaya rezil olan İsrail ordusu, olayın anlaşılmasının ardından gereken incelemelerin yapılacağını duyurdu. Bunu bir soykırımcı ordu söyleyince en hafif ifade ile trajikomik olduğu söylenebilir. Bizim açımızdansa, Siyonistlerin suçlarından dolayı kendi kendilerini cezalandırmalarını beklemek saflık olur. Sadece bu olayın failleri değil soykırım suçu işleyen tüm Siyonistler bedel ödemelidir. Bu bedel, Siyonizmle ilişkileri ve ticareti sürdürerek ödetilemez. İsrail ile ilişkiler sürdükçe, ticaret devam ettikçe ortak olunan suçlar artamaya devam edecektir. İsrail yıkılana nehirden denize özgür Filistin kurulana kadar Batı Asya (Ortadoğu) halklarına huzur yok!

Filistin Davasının Neferi, Sözcümüz Levent Dölek’e Özgürlük!

Ömrünü Filistin davası için, Siyonist İsrail’in yıkılması için uzlaşmaz bir mücadeleye adamış olan, Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Filistin Dostları sözcüsü Levent Dölek istibdada karşı haklı mücadelelerinde öğrencilerinin sesine ses kattığı için geçtiğimiz günlerde evinden sabaha karşı gözaltına alındıktan sonra savcılıkta ifadesi dahi alınmaksızın tutuklandı. Bu uygulamayı protesto ediyoruz.

Filistin davasının bu neferinin, ipe sapa gelmez suçlamalarla, hiçbir delile dayandırılmadan tutuklanması, istibdadın hürriyet şiarını dillendiren gençlere karşı kullandığı yerlilik ve millilik laflarının da, bu vesileyle yapılan Filistin referanslarının da kofluğunu bir kez daha ortaya koymakta. Levent yoldaşımız göstermelik bir nedenle tutuklanmış olsa da, onun istibdadın Siyonizm aşkını teşhir eden mücadelesinin istibdad cephesinde yarattığı öfkeyi biliyoruz. Yoldaşımız Siyonizme AKP-MHP ittifakı gibi göstermelik değil, gerçekten karşı durduğu için de istibdadın hedefi olmuştur.

İstibdad rejimi soykırımcı Siyonistlere petrol satışına aracı olurken, Levent yoldaşımız, ülkemizin limanlarından Siyonist İsrail’e bir iğne ucunun bile gitmesine engel olmak için mücadele etmiştir. Onlar Filistin halkının direnişine şu ya da bu şekilde kulp takmaya çalışırken, en başından itibaren tereddütsüz biçimde, Siyonist kanser hücresinden kurtulmuş bir Batı Asya (Ortadoğu) ve nehirden denize bağımsız bir Filistin için kavgayı sırtlamıştır. Şimdi, Siyonist İsrail’in utangaç işbirlikçileri, Siyonizmin amansız düşmanlarını yerlilik ve millilik masalları ile tutukluyor!

Fakat Filistin davasının Türkiye başta olmak üzere tüm dünyadaki dostlarını böylesi tutuklama ve baskılar yıldırmadı, yıldıramaz. Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Filistin Dostları olarak, Levent yoldaşımızın Siyonist elçiliklerin önünde defalarca dile getirdiği nehirden denize özgür Filistin şiarı için mücadeleyi kesintisiz biçimde sürdüreceğiz. En kısa sürede, Levent yoldaşımızın anti-Siyonist sesinin tekrar İstanbul’un meydanlarında duyulması için, hürriyet mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz.

Nehirden denize özgür Filistin!

Levent Dölek’e özgürlük, tutsaklara özgürlük!