İsrail Gazze’de Katliamlarına Devam Ediyor

İsrail Gazze’de Çarşamba günü  ikisi çocuk ve üç gazeteci de dahil olmak üzere 11 kişiyi öldürdü

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre, şafak vaktinden bu yana İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda iki çocuk ve üç gazeteci de dahil olmak üzere en az 11 Filistinli öldü, altı kişi de yaralandı.

Bakanlığın genel müdürü Munir al-Bursh, El Cezire’ye verdiği demeçte, çarşamba günü araçlarına yapılan saldırıda hayatını kaybeden foto muhabirlerinin, Mısır’ın Gazze’deki yardım çalışmalarını denetleyen Mısır Gazze Yardım Komitesi için çalıştıklarını söyledi.

Sağlık yetkililerine verdiği bilgilere göre, gazeteciler, Netzarim Koridoru yakınlarında yaşanan gelişmeleri belgelerken  İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısında hedef alındılar. El Cezire’nin olay yerindeki ekibi, saldırıda dördüncü bir kişinin de öldüğünü bildirdi.

İnternette dolaşan video görüntülerinde, bombalanmış ve yanmış araçlarının yol kenarında durduğu ve enkazdan hala duman yükseldiği görülüyordu.

Komitenin sözcüsü Muhammed Mansur, Associated Press haber ajansına gazetecilerin yeni kurulan bir mülteci kampını filme aldıklarını söyledi. Saldırının İsrail kontrolündeki bölgeden yaklaşık 5 km (3 mil) uzaklıkta gerçekleştiğini ve aracın İsrail ordusu tarafından Mısır komitesine ait olarak bilindiğini belirtti.

İsrail Ordu Radyosu, İsrail güvenlik kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail Hava Kuvvetlerinin Gazze’nin merkezinde bir aracı hedef aldığını ve araçtakilerin ordu güçleri hakkında istihbarat toplamak için insansız hava aracı kullandığını iddia etti.

Aynı aileden üç kişi öldürüldü

El Cezire’ye konuşan El Aksa Şehitler Hastanesi yetkililerine göre göre, Gazze’nin merkezinde meydana gelen ayrı bir saldırıda, Deyr el-Belah’ın doğusunda aralarında bir çocuğun da bulunduğu aynı aileden üç Filistinli öldürüldü.

Kaynaklara göre kurbanlar bir baba, oğlu ve bir başka akrabalarıydı.

El Cezire’nin olay yerinden bildirdiğine göre, Gazze’nin güneyinde 13 yaşında bir çocuk İsrail askerleri tarafından vurularak öldürüldü.

Associated Press, hastane personeline atıfta bulunarak, çocuğun Bani Suheila adlı doğu kasabasında odun toplarken vurulduğunu bildirdi.

El Cezire ekibinin bildirdiğine göre, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus yakınlarında ayrı bir saldırıda 32 yaşında bir kadın vurularak öldürüldü.

Wafa haber ajansının bildirdiğine göre, Şeridin kuzeyindeki saldırılarda iki Filistinli daha öldürüldü.

Gazze’de ateşkes esnasında 100’ün üzerinde çocuk öldürüldü

Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder, Gazze’de yaklaşık 3 aydır süren ateşkes sırasında 100’ün üzerinde çocuğun öldürüldüğünü açıkladı.

Filistin Eylem Komitesi’nden istibdadın Trump planına dahline karşı eylem

İsrail’in “Trump planı” adı altında Filistin toprakları üzerindeki işgalinin sona ermesi ve Gazze’ye yönelik saldırılarının son bulması için yüzlerce Filistin dostu Taksim Tünel meydanında toplandı. Burada yapılan açıklamada ateşkes sürecinin göstermelik olduğu ve Gazze’ye yönelik Siyonist saldırıların devam ettiği belirtilirken, Filistin halkının özgürlük mücadelesine yapılacak en etkili katkılardan birinin İsrail’e uygulanacak ticari ve askeri ambargo olduğu, bunun için Filistin’in, Gazze’nin sesini ısrarla ülkemiz meydanlarına taşımak gerektiği vurgulandı. Açıklamada Türkiye’deki istibdad rejiminin Amerikan emperyalizminin başı Donald Trump‘ın planına destek vererek İsrail’in Filistin’deki işgaline ve Filistin direnişinin silahsızlandırılmasını desteklediği vurgulandı.

Eylem sırasında okunan basın açıklamasının tam metni aşağıdadır:

Türkiyede iktidar, ABDnin Gazze’yi kontrol etme planını destekliyor ve Filistin halkının iradesini ve tarihsel haklarını yok sayanlar arasında yer alıyor

Geçtiğimiz Kasım ayında Türkiye’nin de aralarında olduğu 9 ülke, ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunduğu, “Trump Planı” çerçevesindeki karar tasarısını destekleyen bir açıklama yaptı. Gazze’yi 2 yıl boyunca ABD yönetiminde bir sözde ”Barış Meclisi”ne devreden Filistin direnişinin silahsızlandırılmasını, Gazze’de egemenliğin Filistinlilere değil sömürge yönetimi niteliğinde bir uluslararası heyete verilmesini içeren karar Güvenlik Konseyi’nde kabul edildi. Türkiye’nin diplomatik çabaları,kararın Güvenlik Konseyi’nde reddedilmesini ya da hiç değilse Filistin halkı için daha iyi koşullar içeren değişikliklerle kabul edilmesini engelleme yönündeydi.

Filistin halkı ve örgütlerinin iradesi dışında, emperyalizmin ve Siyonizmin çıkarları doğrultusunda alınan ve Filistin ulusunun kendi kaderini tayin etme hakkını hiçe sayan bu kararı desteklemiş olmak Türkiye’nin soykırım süreci boyunca işgal devletine sağladığı lojistik desteğe benzer şekilde, iktidarın bir kez daha Filistin halkının değil sömürgecilerin safında yer aldığını gösteriyor.

Ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim tarihinden bu yana 400’den fazla Filistinli öldürülmüş, binden fazlası yaralanmıştır. Soykırım rejimi bombardıman ve askeri saldırıların dışında Refah sınır kapısını kapalı tutarak, insani yardımlarının girişlerini engelleyerek, yakıt, ilaç, barınak gibi temel ve acil ihtiyaç malzemelerinin Gazze’ye ancak çok kısıtlı ölçüde girmesine izin vererek de ateşkes anlaşmasını ihlal etmeyi sürdürmektedir. 10 binlerce çadır ve geçici konutun Gazze’ye girişine ateşkes anlaşmasının koşulları arasında yer almasına rağmen izin verilmemesi, 2 milyon insanın kışı ağır koşullar altında geçirmesine ve soğuktan kaynaklanan can kayıplarına neden olmaktadır. Arabuluculuk rolüne soyunan Türkiye, bu ardı arkası kesilmeyen ateşkes ihlallerine ve Filistin halkının tehcir edilmesi amacıyla soykırım ve kuşatma politikasına son verilmesi için değil Filistin halkının iradesinin karşısında duran ABD’nin uluslararası güç oluşturma, Gazze’yi silahsızlandırma ve Gazze’nin yönetimini sömürgecilere devretme politikalarının kabullenilmesi için baskı uyguluyor. İşgal ve soykırım devletine değil Filistin direniş örgütlerine baskı yapıyor.

2 yıl boyunca dünyanın gözü önünde soykırım işleyen işgal devleti ve yetkilileri hiçbir hakiki yaptırma maruz kalmadığı için saldırılarını sadece Gazze’ye değil tüm Filistin toprağına, Lübnan’a ve Suriye’ye karşı da sürdürüyor. Batı Şeria’da işgali ve yerleşim alanlarını genişletme ve Filistin halkının yaşam alanlarını daraltma politikalarına tam hız devam ediyor. Yanı sıra soykırım süreci boyunca ağır koşullar altında bırakılmış Filistinli esirler insanlık dışı uygulamalara maruz bırakılmış, bunun sonucunda onlarcası hayatını kaybetmiştir. Beslenme ve sağlık hizmetleri gibi temel insani ihtiyaçları karşılanmamasının dışında işkence, darp, cinsel taciz ve birçok savaş suçu işlenmektedir. Cinsel saldırı dahil sistematik olarak işlenen bu suçlar sadece Filistinli esirlere değil aynı zamanda Gazze ablukasını kırmak için insani yardımları gemilerle ulaştırmaya çalışan Sumud filosu aktivistlerine de benzeri şekilde işlenmiştir.

2006’dan beri abluka altında tuttuğu Gazze’de 27 Aralık 2008’de başlayan Dökme Kurşun saldırısında yüzlercesi çocuk 1.500’e yakın Filistinliyi öldüren, sonraki yıllar boyunca Yankı, Savunma Sütunu, Koruyucu Kenar, Duvarların Koruyucusu, Kalkan ve Ok gibi adlar verdiği, her biri binlerce ölümle sonuçlanan saldırılar düzenledikten sonra dünyanın gözleri önünde soykırım uygulayan işgal devleti yargılanmadığı, tecrit ve tam ambargoyu da içeren yaptırımlara uğramadığı sürece, işlediği suçları sürdürecek ve daha bunlara daha da büyük suçlar ekleyecektir. Türkiye hükümetini Filistin ulusunun kendi kaderini tayin etme hakkı ve işgal devletinin soykırım suçunun hesabını vermesi doğrultusunda hareket etmeye ve arabulucu değil soykırımın hamisi olan ABD’nin planına ortak olmaktan vazgeçmeye zorlamak elimizdedir. Dünyanın her yerinde soykırımın ve suç ortaklığının karşısında, Filistin halkının yanında sesini yükselten halklarla birlikte Türkiye’de de Filistin dostları emperyalist – Siyonist planın arabuluculuk kisvesi altında kabul ettirilmesine izin vermemek üzere mücadeleyi büyütmelidir.

Gazze Filistinlilerindir!

Filistin Eylem Komitesi

Emperyalizmi de Siyonizmi de yenecek güç, emekçi halkımızın gücüdür!

İsrail, geçtiğimiz ay itibariyle Gazze’de 60.000 Filistinli’yi katletmiş durumda. Bu, resmî rakam. Gerçek ölü sayısı muhtemelen 100 binin üzerinde. Çünkü Gazze kentlerinin büyük bölümü enkaz halinde ve yıkıntıların altında yatan, cesedine ulaşılamayan binlerce insan var. Buna İsrail saldırılarında yaralanan 160.000 Filistinliyi eklemek gerek. Gazze’nin tarım alanları, üretim tesisleri, sağlık altyapısı, kanalizasyon ve içme suyu sistemleri neredeyse tamamen İsrail tarafından yok edilmiş durumda. Sadece Gazze de değil, Batı Şeria, Lübnan, Suriye, Yemen ve elbette İran, Filistin’deki Siyonist sömürgeciliği reddettikleri için bu gayrimeşru devletin silahlı güçlerinin hedefi oldu ve olmayı sürdürüyor. Filistinliler İsrail Siyonizmi ve onun her daim destekçisi olmuş Avrupa ve ABD emperyalizmleri ile savaşıyorlar. Bunlar bizim de düşmanlarımız. Her gün emekçi halkımızın ürettiği zenginliğin büyük bir kısmını iç ederek yaşayan patronlar, tepesinde emperyalistlerin ve bunların kapitalist müttefiklerinin olduğu, bu lanet sistemin birer elemanı. İstibdadın sendikalaşmayı zorlaştıran yasalarla, vergi teşvikleriyle, grev yasakları ile koruduğu büyük şirketler, dünya kapitalizminin birer halkası. Kapitalizm bir avuç parababası iyi yaşasın diye dünyanın dört bir yanında kimimizi sömürüyor, kimimizi yerinden yurdundan ediyor, kimimizi katlediyor. Bu yüzden Filistin halkı siper yoldaşımızdır. Onlar kazanırsa, emperyalistler ve Siyonistler kaybederse biz de kazanırız. Aksi, emekçi halkımız için daha fazla sömürü, yoksulluk ve emperyalizmin savaşlarında asker yapılıp yaklaşan 3. Dünya Savaşı’nda cepheden cepheye sürülmek olacaktır.

Filistinliler son bir kaç aydır Siyonistlerin ve emperyalistlerin yarattığı bir başka belayla daha savaşıyor: açlık! Birleşmiş Milletler verilerine göre Gazze’de şu an açlık yaşayan insan sayısı 500 binden fazla! Eylül’de bu sayının 650 bin olacağı söyleniyor. 132 bin çocuğun karşı karşıya olduğu yetersiz beslenmeden kaynaklı sorunlar, geri dönüşü olmayan yıkıcı bir aşamaya ulaşacak. Bu yılın başından bu yana 300’den fazla Filistinli açlıktan yaşamını yitirdi. Bunların 100’den fazlası çocuk. Bu sayının da artacağı kesin! Görgü tanıkları kamplardaki çocukların ellerine kağıt-kalem aldıklarında yiyecek özlemi, hatta ölüm isteği gösteren resimler çizdiğini söylüyor. Buna bir dur demeliyiz. Gözümüzün önünde kardeşlerimizin yok edilmesini, komşumuz açken tok yatmayı kabul edemeyiz.

 Emperyalizme ve Siyonizme karşı mücadeleye atılmalıyız. Eskiden bir mücadele ediyorsak, bugün beş mücadele etmeliyiz. Bu iki belayı yenecek güç emekçi halkımızın örgütlü gücüdür. Dünya proletaryasının örgütlü gücüdür. Başkası değil.

Düşmanlarımız da sanıldığı kadar güçlü değil. Emperyalizm 2008 krizinden bu yana sendeliyor, ABD hem krizle hem giderek derinleşen iç çelişkileri ile uğraşıyor. Avrupa emperyalizmi zaten ortasından çatlamış yapısıyla, askerî zaafları ve iktisadî zayıflığıyla titrek bir vaziyette. İsrail, giriştiği soykırım ile tüm dünyada on yıllarca milyarlarca dolar saçarak inşa ettiği “Ortadoğu’nun tek demokrasisi” imajının tarumar olmasını çaresizlikle izliyor. İçeride Netanyahu karşıtlığında kendini gösteren yarılma, sertleşmesi durumunda daha büyük krizlere gebe. Üstelik İsrail ekonomisi de iyi durumda değil.

Fakat dikkat! Mücadelemizde İsrail ile ticaret yapan üyeleri olan MÜSİAD’a da, Batı Asya halklarının belası tekfirciliğin ve mezhepçiliğin taşıyıcısı İHH gibilerine de, Filistin direniş örgütlerine “terör eylemleri yapıyorlar” deyip, Filistin’i iç politika malzemesine çevirmeye uğraşan CHP’ye de güvenemeyiz. Hele memleketin başına çöreklenmiş istibdad rejimine, asla!

El Aksa Tûfânı’ndan hemen önce, Filistin gazının İsrail tarafından çalınmasında işbirliği için Netanyahu ile görüşmeler yapıp, İsrail cumhurbaşkanını Ankara’da ağırlayan istibdad rejimi, Filistin halkının uğradığı soykırım karşısında çok uzun bir süre kılını kıpırdatmadıktan sonra ticarete sözde bazı tahditler getirmiş, ancak bunların palavra olduğu kısa sürede anlaşılmıştı. Geçtiğimiz ay, nasıl oluyorsa İsrail ile ticareti bir kez daha yasakladı, ülke hava sahasını da İsrail’e kapattığını açıkladı. Bunların da palavra olduğu, gemi ve hava trafiği verilerinden anlaşıldı. Son olarak da TBMM’de Gazze için olağanüstü bir oturum yapıldı. Burada alınan kararlarda İsrail’i durduracak hiç bir yaptırım olmadığı gibi, İsrail’in İran’a yönelik saldırıları da “İsrail-İran gerilimi” olarak tanımlanıyor. Tek başına bu tarafsızlık ifadesi bile, AKP-MHP istibdadının İsrail ile meselesinin sadece İran’dan boşalan alanların paylaşımıyla ilgili olduğunu gösteriyor. Yani istibdad, sadece Türkiye burjuvazisine nefes aldıracak petrol açılımını güvenceye almak için didişiyor İsrail ile. Yoksa Kürecik ve İncirlik üslerinin kapatılması, Türkiye’de cirit atan ve Gazze’deki soykırıma katılmış bulunan İsrail askerlerinin yargılanması ve nihayetinde İsrail’e tam bir ambargo uygulanması, İsrail’i dizlerinin üzerine çökertecek hamleler olurdu.

Neden? Çünkü istibdad fiilen emperyalizmin safında. Bu yüzden, İsrail’i kınamaktan bir adım öteye gidemiyor. Görevimiz, işte bunları yapabilecek, emperyalistlerden aldığı icazet oranında değil, emekçi halkının maslahatı doğrultusunda dış politika yapacak, soykırımcı Siyonistlerle asla yan yana durmayacak, İncirlik ve Kürecik’i kapatacak, İsrail’e bir tam ambargo uygulayabilecek bir işçi emekçi hükümeti için çalışmaktır. Bu yolda yürürken işçi sınıfının yumruğunu masaya indirip, Siyonizme lafta değil, gerçekten zarar vermektir. Haydi, hep birlikte soykırımı durdurmak için emperyalizm, Siyonizm ve istibdad ile mücadeleye!

Sumûd Filosu Gazze Ablukasını Delmek Üzere Yola Çıktı!

Filistin halkının gerçek dostları İsrail’in Gazze de uyguladığı soykırımı ve acımasız ablukayı sona erdirmek için yelken açtılar.

Sumûd filosu, İsrail’in deniz ablukasını siyasi olarak teşhir etmek, Gazze’ye denizden güvenli bir insani koridor açılması için baskı kurmak ve sembolik de olsa acil yardım ulaştırmak amacıyla 20’den fazla gemi ve 44 ülkeden 200 kişilik mürettebatıyla Barselona’dan yola çıkarak ilk durağı olan Tunus’a vardı. Buradan ve sonraki durak olan İtalya’dan katılımlarla gemi sayısının 50’yi bulması bekleniyor.

Filonun mürettebatı arasında iklim eylemcisi Greta Thunberg, Barcelona’nın eski belediye başkanı Ada Colau ve İrlandalı aktör Liam Cunningham gibi tanınmış isimler de var.

Filo, gıda maddeleri, içme suyu, ilaç, bebek maması, çocuk bezi gibi temel ihtiyaç maddelerinin yanısıra, tuzdan arındırma (desalinasyon) ekipmanı gibi kritik kalemler de ulaştırmaya çalışıyor Gazze’ye.

Hava muhalefeti nedeniyle bazı tekneler geri dönmek ya da yola geç çıkmak zorunda kalsalar da, Tunus’ta toplanan filo doğuya, Gazze’ye doğru yola çıkmakta kararlı.

2010 yılında yola çıkan özgürlük filosu gemilerine uluslararası sularda saldırarak 10 kişiyi katleden, geçtiğimiz Haziran ayında Medlîn ve Temmuz’da da Handala gemisine müdahale ederek mürettebatını tutsak eden İsrail’in Sumûd’a da saldırması bekleniyor. Bu nedenle filodakiler diplomatik koruma ve gözlemci talebinde bulunuyorlar.

Sumûd, soykırıma uğrayan Gazze halkının, hürriyet mücadelesi veren tüm Filistinlilerin, dünyanın dört bir yanında emperyalizm ve Siyonizme karşı Filistin halkının yanında duran milyarlarca insanın umudu oluyor.

Koca koca devletlerin, bölgenin reisiyim, Filistinlilerin hamisiyim diye böbürlenen devlet adamlarının laf salatalarını beklemeden, Gazze’ye bir insani koridor açmak için mücadele ediyor.

Menziline varana kadar gözümüz, kulağımız Sumûd’da olacak. Gelişmeleri sizlerle de paylaşacağız.

Gazze’de Hastaneler, Doktorlar, Hemşireler ve Kronik Hastalar da Soykırımcı İsrail’in Hedefinde: İşte Rakamlar

İsrail Gazze’de soykırım yaparken kadın, erkek çocuk dinlemediği gibi sağlık sektörünü de hedef alıyor. Aşağıda 27 Ağustos 2025  itibari ile Gazze’de hedef alınan sağlık sektörüne ait istatistikler yer almaktadır.

Hedef Alınan Sağlık Personeli

Öldürülen sağlık personeli  1203

Öldürülen doktorlar 119

Öldürülen hemşireler 300

Gözaltında öldürülen sağlık çalışanları 4

Tutuklanan sağlık çalışanları 181

Sağlık Hizmetlerine Yönelik Saldırılar

Tamamen yıkılan hastaneler 9

Kısmen yıkılmış hastaneler 25

Hastanelerde toplu mezarlar 7

Hedef alınan ambulanslar 144

Çalışan Hastaneler

Tam fonksiyonlu hastaneler 0

Kısmen işlevsel hastaneler 18

Çalışmayan hastaneler 18

İlaçlar ve Ekipmanlar

Sıfır stoklu tıbbi tek kullanımlık ürünler %65

Sıfır stoklu temel ilaçlar %47

Sıfır stoklu kanser ilaçları %64

İlaçları bulunamayan diyabet hastaları 80.000

İlaçları bulunamayan hipertansiyon hastaları 110.000

Diğer

Kıtlıktan kaynaklanan ölümler 313

Aşırı soğuktan kaynaklanan ölümler 17

Bulaşıcı hastalık vakaları* 2.142.000

Yurt dışına tahliye edilmesi gereken hastalar 130.00

Tıbbi tedavi için seyahat etmeyi beklerken meydana gelen ölümler 350

*Not: Belirtilen tarihe kadarki kümülatif rakamlardır, bu nedenle soykırım sırasında birden fazla kez bulaşıcı bir hastalığa yakalanmış olanlar da bu rakama dahildir.

Kaynak: Filistin Sağlık Bakanlığı ve https://gazahcsector.palestine-studies.org/en/key_statistics

Gazze’de kıtlık felaket boyutuna ulaştı! Siyonist İsrail’e tam ambargo, hemen şimdi!

Gayrimeşru işgal devleti İsrail’in Gazze’ye uyguladığı soykırım neredeyse iki yılını devirmek üzere. Toplu katliamlardan hastaneleri bombalanmaya, sivilleri yaşlı çocuk ayrımı güdülmeksizin katletmeye kadar İsrail her türlü alçaklığı yaptı bu süreçte. Soykırımcıların kendi iç istihbarat verileri, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin yüzde 83’ünün sivil olduğunu ortaya koyuyor. Şimdi tüm dünyanın gözleri önünde soykırımın yeni bir aşamasının uygulandığını görüyoruz. Filistin halkı bu kez bombaların, kurşunların yanı sıra açlıkla katlediliyor.

Gazze’de kıtlık bir anda ortaya çıkmadı. Siyonistler yarım milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’nin bu duruma düşmesi için planlı bir şekilde hareket ettiler. İsrail silahla teslim alamadığı Gazzelilerin dış dünya ile bağlantısını adım adım kesti, balıkçı teknelerini bilerek hedef aldı, dünyanın dört bir yanından gelen yardımların Gazze’ye ulaşmasını engelledi. Bugün Birleşmiş Milletlerin desteklediği Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) bile Gazze’de kıtlığın felaket seviyesi olarak bilinen 5. seviyede olduğunu bildiriyor. Açlıktan hayatını kaybedenlerin sayısı 300’e dayandı!

7 Ekim Aksa Tufanı ile başlayan süreçte Gazze’de soykırım yaptığı için kendisine dünyanın dört bir yanından yağan tepkilerin karşısında kamuoyunu kendisini silahlı militanlara karşı koruduğuna ikna etmek için çabalayan İsrail, bugün un gibi temel gıda maddelerine ulaşmaya çalışan insanları üzerlerine kurşunlar yağdırarak öldürüyor. Filistinliler çocuklarına, ailelerine ekmek bulmak için dışarı çıktıklarında Siyonistlerin silahlarıyla can veriyor. Gazze’ye en temel gıda maddeleri bile ulaşmıyor, çünkü Siyonistler yardım taşıyanları da engelliyor. Filistin dostları Gazze’ye gıda yardımı bile doğru düzgün ulaştıramazken, Siyonist İsrail ile ticaret dünya çapında sürüyor. Filistinlileri öldürmek için kullanılan mühimmat, silah, askeri tipte çelik gemilerle hâlâ taşınabiliyor. Bu konuda sicili en kötü ülkelerden birisi de biziz.

Filistin için İsrail’e tam ambargo talebi dünya çapında belli kazanımlar elde ediyor; liman işçileri Avrupa’da İsrail’e silah taşıyan gemileri engelliyor, kitlesel eylemler şirketleri İsrail ile ticareti kesmeye zorluyor.

Tüm emekçi halkımızı elini taşın altına koymaya çağırıyoruz. İstibdad rejiminin hamaseti bırakıp ticareti kesmesi için elimizden geleni yapalım. Filistin halkını Gazze’de açlıkla kırmaya çalışan Siyonist İsrail’le ticaretin kesilmesi, askeri, diplomatik, akademik, ekonomik her alanda İsrail’e tam ambargo uygulanması için mücadele edelim!

Soykırım Tüccarları İstanbul’da Ağırlanıyor

IDEF 2025 kapsamında soykırımcı İsrail ordusuna uçak, mühimmat ve teknoloji sağlayan şirketler İstanbul’da ağırlanacak! 

IDEF 2025 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı T.C. Millî Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, Savunma Sanayii Başkanlığı desteği ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı sorumluluğunda 22-27 Temmuz 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (Eski Atatürk Havaalanı) yapılacak.

Soykırımcı İsrail ordusuna silah, mühimmat ve teknoloji sağlayan LOCKHEED MARTİN, BAE SYSTEMS, LEONARDO, THYNSSENKRUPP MARINE SYSTEMS, GE AEROSPACE, ROLLS-ROYCE POWER SYSTEMS, HONEYWALL, HP ve TELEDYNE FLIR IDEF 2025’te yer alacak.

Filistin Eylem Komitesi, Filistin’deki soykırıma silah, mühimmat ve teknoloji temin eden şirketlerin yer aldığı IDEF 2025’in açılış törenini protesto etmek üzere 22 Temmuz Salı günü saat 13.00 da Eski (Atatürk) Havaalanı önünde eylem çağrısında bulundu.

Gazze Ambargosunu Kırmak İçin Karadan ve Denizden Mücadele Sürüyor

Siyonist İsrail’in, Gazzeli masumları çoluk çocuk demeden açlıktan kırmak için sürdürdüğü ablukaya karşı açıktan veya zımnen Siyonizmin işbirlikçiliğini yapan güçler somut bir adım atmıyor. Fakat, farklı din, dil ve milletten yiğit Filistin dostları, Mavi Marmara’dan sonra bir dizi başka kahramanca eylemle, özgürlük filosu girişimlerinin parçası olarak ve olanca güçleriyle Gazze’ye uygulanan insanlık dışı ambargoyu kırmaya çalışıyor.

Bunun en son örneği, 1 Haziran’da İtalya’nın Catania şehrinden yola çıkan Madleen gemisi. Gemide, uluslararası tanınırlığını, diplomatik dokunulmazlığını ya da en basitinden canını Gazze’nin aç yavrularına siper etme arzusuyla yola çıkmış, Türkiye, Brezilya, İspanya, Fransa, Almanya, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerin vatandaşları bulunuyordu. Çevre hareketi içerisinde dünyaca bir üne kavuştuktan sonra, Filistin’e desteği sebebiyle emperyalist basının unutulmaya terk etmeye çalıştığı Greta Thunberg, Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin Avrupa Parlamentosu vekili olan Rima Hassan gibi isimler, bu cesur girişimde yer alanlar arasında. Dahası, çeşitli Avrupa ülkelerinden 200 kadar vekil bir açık mektup yayınlayarak geminin yoluna devam etmesine engel olunmamasını ve gemide bulunanların can güvenliğinin garanti edilmesini talep etmişti.

Siyonist İsrail ise, dünya emperyalizminin aktif desteği ve bölgedeki işbirlikçi iktidarların mücrim suskunluğundan da destek alarak, geminin geçişine engel olacağını açıklamıştı. Nitekim bu girişimin ilk aşamasında, özgürlük filosunun bir gemisine 2 Mayıs’ta Malta açıklarında Siyonist İsrail dronlarla saldırı düzenlemişti. Siyonistler, 8 Haziran’ı 9 Haziran’a bağlayan gece de Madleen gemisine saldırarak hem gemiyi hem de gemideki Filistin dostlarını kanunsuz biçimde alıkoydu.

Tüm Filistin dostlarının kalbi, Siyonist terör tehdidine rağmen cesurca bu girişimde yer alan ve şu anda gözaltında bulunan Madleenciler ile atıyor. Dahası, Madleen’in ardından yeni girişimler de ardı ardına başlıyor. Bunların en önemlilerinden biri olarak; başta Tunus olmak üzere Kuzey Afrika’da kara yoluyla hareket eden binlerce kişi, Mısır üzerinden Gazze’ye yönelik ambargoyu karadan delmeye çalışacak. Bu yiğit mücadeleyi selamlıyoruz. Türkiye dahil olmak üzere, bölgedeki tüm iktidarlar sessizliklerine derhal son vermeli ve diplomasiden askerî güce kadar her türlü araç ile özgürlük filolarının Siyonist teröre karşı güvence altına alınmasını sağlamalıdır.

Beyaz bayrak taşıyan Filistinlilerin öldürülmesini emreden İsrailli subay orduda terfi ettirildi

Geçtiğimiz Çarşamba günü Haaretz gazetesinde yayımlanan bir habere göre, Gazze’de beyaz bayrak taşıyan iki Filistinlinin vurulması emrini verdiği için hakkında soruşturma açılması beklenen bir İsrail subayı, orduda tabur komutanlığına terfi ettirildi. Gazetenin haberine göre, vur emri Filistinlilerin Nuseyrat yakınlarındaki Gazze vadisinden kuzeye, Gazze Şehri’ne doğru Netzarim koridorunu geçmeye çalıştıkları sırada verildi.

Haberde, bölgeye gönderilen bir İsrail İHA’sının, beyaz bayrak taşıyan ve ellerini başlarının üzerinde sallayan Filistinlileri tespit ettiği belirtildi. Komuta kontrol merkezinde bulunan ve telsiz konuşmalarına kulak misafiri olan iki İsrail askeri, o sırada tabur komutan yardımcısı olan subayın bu iki Filistinliye yönelik “vur emri” verdiğini gazeteye aktardı.

Habere göre, olaya tanıklık eden bir başka subay da telsizden karşı bir emir verdi. O sırada tabur komutan yardımcısı olan subay ise, “Beyaz bayrağın ne olduğunu bilmiyorum. Öldür emri veriyorum.” diye yanıt verdiği belirtildi. Haaretz, daha sonra subayın “Yerine getirildi mi?” yani “Filistinliler vuruldu mu?” diye sorduğunu da aktardı.

Karşı emri veren subay, iki Filistinlinin beyaz bayrak taşıdığını tekrar etmesine rağmen, tabur komutan yardımcısı yeniden İHA ile vurulmalarını istedi. Ancak bu emir yerine getirilmedi. Habere göre İsrail ordusu, bugüne kadar “olayla ilgili bir soruşturma açılıp açılmayacağına karar vermedi” ve subay da henüz ifadeye çağrılmadı. Yedek subay olarak görev yapan bu asker, şu anda İsrail’in Gazze’de devam eden soykırımında bir piyade taburuna komuta edecek. Beyaz bayrak taşıyan Filistinlileri acımasızca katletme emri veren bir subayın, soykırımcı Siyonist ordu içinde el üstünde tutulması bir tesadüf değil, bilakis Siyonist İsrail’in soykırımcı doğasının tipik bir örneği.

Türkiye 2024 yılında israil’e en çok mal satan 5. ülke oldu. Bunların içinde silah, mühimmat ve patlayıcı da var

Birleşmiş Milletler COMTRADE uluslararası ticaret veri tabanına göre, İsrail’in Türkiye’den İthalatı 2024 yılında 2,87 milyar ABD doları oldu. İsrail’in Türkiye’den İthalatını gösteren veri, tarihsel grafik ve istatistikler en son Mayıs 2025’te güncellendi. (Kaynak: UN Comtrade Database, 21 Mayıs,2025)

Birleşmiş Milletler COMTRADE uluslararası ticaret veri tabanını kullanan tradingeconomics.com sitesine göre Türkiye’nin İsrail’e sattığı mallar içinde 584 bin dolarlık silah/mühimmat ve 384 bin dolar tutarında patlayıcı da var. (Kaynak: https://tradingeconomics.com/israel/imports/turkey )

İşte Türkiye’nin 2024 yılında İsrail’e sattığı mallar:

İsrail’in 2024 yılında Türkiye’den ithal ettiği ürünlerin listesiDeğer
Çeşitli tekerlekli ve paletli araçlar (demiryolu araçları ve tramvay hariç)318,29 milyon dolar
Elektrikli, elektronik ekipmanlar225 milyon dolar
Demir ve çelik210,77 milyon dolar
Plastikler206,87 milyon dolar
İnciler, değerli taşlar, metaller, madeni paralar162,23 milyon dolar
Makineler, nükleer reaktör parçaları, kazanlar154,89 milyon dolar
Örülmemiş veya tığ işi olmayan giyim eşyaları116,34 milyon dolar
Taş, sıva, çimento, asbest, mika veya benzeri malzemeler104,85 milyon dolar
Örme veya tığ işi giyim eşyaları97,79 milyon dolar
Tuz, kükürt, toprak, alçı, kireç93,71 milyon dolar
Kağıt ve mukavva88,96 milyon dolar
Cam ve cam eşya88,07 milyon dolar
Demir veya çelikten yapılmış eşyalar85,08 milyon dolar
Mobilya, aydınlatma tabelaları, prefabrik yapılar76,91 milyon dolar
Hayvansal ve bitkisel yağlar74,96 milyon dolar
Bakır63,64 milyon dolar
Tütün ve tütün mamülleri60,15 milyon dolar
Mineral yakıtlar, yağlar, damıtma ürünleri55,20 milyon dolar
Alüminyum53,20 milyon dolar
Sabunlar, yağlayıcılar, mumlar49,35 milyon dolar
Seramik ürünleri34,46 milyon dolar
Diğer dokuma ürünleri, konfeksiyon ürünleri31,85 milyon dolar
Tahıl, un, nişasta ve süt ürünleri29,21 milyon dolar
Çeşitli imalat ürünleri27,93 milyon dolar
Sebze, meyve, kuruyemiş gıda preparatları22,36 milyon dolar
Kuru meyveler, turunçgillerin kabukları20,58 milyon dolar
Esansiyel yağlar, parfümler, kozmetikler, tuvalet malzemeleri18,90 milyon dolar
Çeşitli yenilebilir preparatlar18,79 milyon dolar
Ahşap, ahşap eşyalar ve odun kömürü18,03 milyon dolar
Balık ve diğer deniz ürünleri17,32 milyon dolar
Kauçuklar17,31 milyon dolar
Örme veya tığ işi kumaşlar14,92 milyon dolar
Pamuk, keçe, dokusuz kumaşlar, iplikler, sicim, halat14,42 milyon dolar
İnorganik kimyasallar, değerli metal bileşiği, izotop14,41 milyon dolar
Yenilebilir sebzeler ve bazı kök ve yumrular14,34 milyon dolar
İçecekler, içkiler ve sirke12,37 milyon dolar
Çeşitli kimyasal ürünler10,53 milyon dolar
Tabaklama, boyama özleri, tanenler, türevleri, pigmentler9,50 milyon dolar
Şekerler ve şekerlemeler9,34 milyon dolar
Yapay filamentler7,87 milyon dolar
Çeşitli temel metal ürünleri7,74 milyon dolar
Ayakkabı, tozluk ve benzeri şeyler,7,43 milyon dolar
Gıda sanayi artıkları, hayvan yemleri7,28 milyon dolar
Halılar ve diğer tekstil zemin kaplamaları6,65 milyon dolar
Yağlı tohum, yağlı meyveler, tahıl, tohum, meyveler6,40 milyon dolar
Optik, fotoğraf, teknik, tıbbi cihazlar6,38 milyon dolar
Pamuk5,81 milyon dolar
Gemiler, tekneler ve diğer yüzen yapılar5,74 milyon dolar
İlaç ürünleri5,40 milyon dolar
Kakao ve kakao preparatları4,74 milyon dolar
Yumurta, bal4,70 milyon dolar
Organik kimyasallar4,68 milyon dolar
Cevher cürufu ve külü4,19 milyon dolar
Et, balık ve çeşitli deniz ürünleri3,82 milyon dolar
Hububat3,78 milyon dolar
Değirmencilik ürünleri, malt, nişastalar, inlin, buğday glüteni3,23 milyon dolar
Oyuncaklar, oyunlar, spor malzemeleri3,10 milyon dolar
Kuş derisi, tüyler, yapay çiçekler, insan saçı3,08 milyon dolar
Yapay elyaflar2,54 milyon dolar
Türüne göre belirtilmeyen mallar2,41 milyon dolar
Gübreler2,03 milyon dolar
Özel dokunmuş veya püsküllü kumaş, dantel, goblen1,89 milyon dolar
Albüminoidler, modifiye nişastalar, yapıştırıcılar, enzimler1,86 milyon dolar
Basılı kitaplar, gazeteler, resimler1,69 milyon dolar
Emprenye edilmiş, kaplanmış veya lamine edilmiş tekstil kumaşı1,59 milyon dolar
Ham deriler ve postlar (kürkler hariç) ve deriler1,46 milyon dolar
Deri eşyalar, hayvan bağırsakları, koşum takımı, seyahat eşyaları1,46 milyon dolar
Adi metalden yapılmış aletler, gereçler, çatal-bıçak takımı1,36 milyon dolar
Demiryolu, tramvay lokomotifleri, demiryolu araçları, ekipman1,03 milyon dolar
Yün, hayvan kılı, at kılı ipliği ve kumaş874 bin dolar
Silahlar ve mühimmat, parçalar ve aksesuarlar584 bin dolar
Kahve, çay, mate ve baharatlar538 bin dolar
Saatler ve kol saatleri504 bin dolar
Patlayıcılar, piroteknikler, kibritler, piroforikler383 bin dolar
Başlık ve343 bin dolar
Yol gösterme araçları199 bin dolar
Lak, zamklar, reçineler138 bin dolar
Müzik aletleri, parçaları ve aksesuarları128 bin dolar
Sanat eserleri, koleksiyon parçaları ve antikalar46 bin dolar
Nikel40 bin dolar
Başka yerde belirtilmeyen bitkisel tekstil lifleri, kağıt ipliği, dokunmuş kumaş38 bin dolar
Bitkisel örgü malzemeleri, bitkisel ürünler24 bin dolar
Mantar ve mantardan yapılmış eşyalar21 bin dolar
Kürk ve suni kürk, imalatçıları14 bin dolar
Kalay14 bin dolar
Uçak, uzay aracı7 bin dolar
Çinko632 bin dolar
Hayvansal kökenli ürünler385 bin dolar
Örgü malzemesi, hasır işi üreticileri52 bin dolar
Canlı ağaçlar, bitkiler, soğanlar, kökler, kesme çiçekler37 bin dolar
Canlı hayvanlar25 bin dolar
Fotoğrafik veya sinematografik ürünler16 bin dolar
İpek5 bin dolar

Türkiye İsrail’e en çok mal satan 5. ülke konumunda. İsrail’e en çok mal satan ilk 15 ülke şu şekilde sıralanıyor:

İsrail’e En Çok Mal Satan ÜlkelerMiktar
Çin 19.10 Milyar dolar
ABD   9.44 Milyar dolar
Almanya   5.62 Milyar dolar
İtalya   3.63 Milyar dolar
Türkiye   2.87 Milyar dolar
Rusya   2.37 Milyar dolar
Fransa   2.21 Milyar dolar
G. Kore   2.15 Milyar dolar
Hindistan   2.08 Milyar dolar
İspanya   2.07 Milyar dolar
İngiltere   1.97 Milyar dolar
Japonya   1.94 Milyar dolar
Hollanda   1.53 Milyar dolar
Vietnam   1.45 Milyar dolar
İsviçre   1.36 Milyar dolar

.